Sonunda; sizin ve eşinizin; umduğu, planladığı ve beklediği; sevgi ve neşe yumağı geldi. İkiniz de sevgi ve kıvançla birbirinizin yanındasınız. Birbirinize olan aşkınız tazelendi, güçlendi ve ikiniz de aile saadetiyle dolup taşıyorsunuz. Gerçekten öyle mi?

New feelings towards dad

Bebek sahibi olmak ilişkiye birçok zorluk katabilir. Birdenbire hayat geri dönüşü olmayacak bir şekilde değişti; özellikle de sizinki. İlişkideki roller, karşılıklı beklentilerle birlikte değişmiş olabilir. Yeni anneler dengeli bir hayat sürdürmekte zorlanabilir.Sıkça rastlanılan bir şikayet de; annelerin eve ait, sosyal ve ebeveynlik sorumluluklarının çoğunu üstlendikleri, kısaca paylarına düşenden çok daha fazlasını yaptıklarına dairdir. Bu kaynakları dengelemek zordur. Sizin dünyanız başkalaşmışken eşiniz aynı şekilde işe gidip geliyor, sosyal alışkanlıklarına vb. gibi devam ediyor olabilir.

Birincil bakıcı olarak, bebeğinizle ilgilenmek için çalışmayı (kısa zamanlı veya uzun zamanlı) bırakmış olacaksınız. Dolayısıyla değer verildiğini hissetmek, duygusal olarak desteklenmek ve eşiniz tarafından takdir edilmek hayati önem taşır.

Eşiniz sizin çabalarınızı küçümsüyorsa veya yardım etme sırası ona geldiğinde görmezden gelerek zor kazanılmış rutinlerinizi bozuyorsa; bu gibi durumlarda dargınlıkların oluşması gayet olasıdır.

2 çocuk annesi Çiğdem şöyle yazıyor,

Ömrünüzde ilk defa günlük hayatınız farklılaşıyor ve bununla başa çıkmak size imkansız geliyor olabilir. Bizim ailemize rollerimizi net olarak tanımlamanın faydası oldu. Ayrıca benim kocam etrafta olduğu zamanlarda 'anne' olmaya çalışmadı. Onun yerine çocuklarla kendi tarzında ilişkisini, yapılacak şeyleri ve kullanacağı püf noktaları geliştirdi...

Buna alternatif olarak; ne kadar daha desteğe ihtiyacınız olduğunu, gerçekte ne kadar bitkin olduğunuzu veya hallerinizle nasıl başa çıkacağını eşiniz anlamıyor olabilir. Keyif aldığınız bir kariyer sahibi iken bir bebek tarafından bozguna uğratılmış gibi hissetmek zordur - (Bir bebek! Bakması ne kadar zor olabilir ki? Ama öyle…). Birçok kadın düş kırıklıklarını ve kızgınlıklarını en yakın ve sevdiklerinden çıkarır. Sizi inişli-çıkışlı ruh hallerine sürükleyen doğum sonrası hormonlarını görmezden gelmeyin. Aksilikler, inişler-çıkışlar, dolambaçlar olacaktır. Bu doğaldır; vücudunuz normal haline dönüyor. Bazıları için depresyon artabilir. Eğer kendinizi karamsarlığa kapılmış ve depresyonda bulursanız bu hislerin farkında olmak ve en yakın zamanda yardım almanız çok önemlidir.

Eşinize alınmak sık rastlanan konulardandır. İnternetteki birkaç ebeveyn topluluklarına hızlıca bir göz atmak bunun yaygın bir problem olduğunu görüp rahatlamanızı ağlayacaktır. Hepsi eşinizi hedef alan, kin biriktirmenize neden olacak; kılı kırk yarmalar, yakınmalar, kendi kendine söylenmeler olacaktır. Peki bu bastırılmış kızgınlıklarla ve eli kulağında patlamalarla nasıl başa çıkacaksınız?

Öncelikle "olumsuzluklar koşu bandı"ndan inip, neyi elde etmek istediğinizi tanımlamanız ve bunu eşinize nasıl ileteceğinizi düşünmelisiniz.

Bunun hakkında konuşun. Gayet basit görünse de, konuşmak her şeyin temelidir. Bunun için doğru yeri ve zamanı bulmak da aynı şekilde. Bebek ağlamasından uzak, yetişkinlerin konuşabileceği doğal bir ortam ayarlayın.

Rahat olun. Fevri bir davranışta bulunmamaya veya hayat değiştirici kararları sinirli bir halde vermemeye çalışın.

Bunun hakkında her şeyi yazın. Düş kırıklıklarınızı olumsuz düşüncelerinizi yazıya dökerek dışa vurun. Olabildiğince spesifik olmaya çaba gösterin ve esas konunun ne olduğunu belirlemeye çalışın.

Sakin olun. Eşinizle konuşmadan önce sakin ve soğukkanlı bir durumda olduğunuza emin olun. Bu, birkaç derin nefes almak veya eski bir yastığı dövmek ya da arabada müziğin sesini açıp düş kırıklığının cırtlak sesini bastırarak olabilir.

Döngüsel bir kavgadan vazgeçin. Kendinizi aynı şeylerin üstünden tekrar tekrar geçerken bulursanız deneysel davranın. Konuyu iletmenin alternatif bir yolunu arayın - çünkü hedefe ulaşmıyor. Açık olduğunuzu düşünebilirsiniz - A+B=C gibi - ama partneriniz X+Y=Z duyuyor olabilir. Arkadaşlarınızın önerilerine kulak verin - veya eğer mümkünse bu bir danışman veya yaşam koçu da olabilir -, duruma farklı bir açıdan bakmanızı sağlayabilecek birisi olabilir. Eşinizi savunmaya geçirmeden kendinizi ifade etmenin bir yolunu bulmalısınız.

Kendinize bir anne olarak odaklanın. Çocuğunuzun hayatında 1 numara olarak kendinize iyi bakmanız, sağlıklı beslenmeniz, bol su içmeniz ve mümkün olan zamanlarda egzersiz yapmalısınız.

Burada yer alan bilgiler tıbbi tanı veya tedaviye ilişkin tavsiye niteliği taşımadığı gibi hekimin tavsiyesinin yeri geçme amacı da taşımamaktadır.

Onay Kodu: L.TR.MKT.CH.11.2016.1850